Berâet Gecesi – ‘Berat Gecesi’

Berâet Gecesi – ‘Berat Gecesi’

Konu: Berâet Gecesi – ‘Berat Gecesi’

Selâmün aleyküm

 

Berâet Gecesine Girdiğimizi Nasıl Anlarız?
Şaban-ı Şerif Ayının 14. gününü 15. gününe bağlayan geceye Berâet Gecesi” denir.
“Geceler Gündüzlerden Önce Geldiği için Şaban-ı Şerif Ayının OnDördüncü günü Akşam olunca, OnBeşinci gününe bağlayan gece (Berâet Gecesi) Başlıyor.”

 

Konu Başlıkları: Aşağıdaki Anlatım Sırasına Göre Devam Edecektir.

  1. Kurtuluş ve Bağışlanmanın Mânâ Bulduğu Berâet Gecesi
  2. Berâet Gecesi Fazîleti Sabit Bir Gecedir
  3. Mukadderâtımızın Tayin Edildiği Mübârek Gece
  4. Selef-i Sâlihîn Bu Geceye Hürmet Etmiştir
    (Selef-i Sâlihîn Özetle: Geçmiş Zamanlardaki Salih Alim İnsalara Denir.)
  5. Geceyi İhyâ Etme Yolları
  6. Bu Gecedeki Umumî Aftan Mahrum Kalacak Olanlar (önemli)

1-) Kurtuluş ve Bağışlanmanın Mânâ Bulduğu Berâet Gecesi

Arapçada; ‘Berâe-berâet’ şeklinde; ‘berî olmak’, ‘bir şeyin zimmetten düşmüş olması’, ‘affolmak’, ‘kurtulmak’, ‘suçsuzluğun ispat edilmesi’, ‘yükümlülükten kurtulmak’, ‘temizlenmek’, ‘aklanmak’ anlamlarına gelip dinî ıstılahta; ‘kulun Allah nezdinde bağışlanması’, ‘günahların dökülmesi’ anlamlarını ifade eden kelime, ayrıca ‘rahmet’ ve geceyi ihyâ eden kulların beraat senedi niteliği taşımasından ötürü ‘Sakk’ olarak da adlandırılmaktadır.

Arapça kaynaklarda ve kadîm eserlerde ‘Şa‘bân ayının orta gecesi/yarısının gecesi’ olarak kayıtlı bulunan bu gece Türkçede ‘Berat Gecesi’ olarak bilinmekte ve halk arasında da bu şekilde anılmaktadır.

2-) Berâet Gecesi Fazîleti Sabit Bir Gecedir

Berâet Gecesinin sübûtu ve fazîletine dair deliller arasında Abdullah ibnü Abbas (Radıyallâhu Anhümâ)nın talebelerinden ve tâbiûn müfessirlerinin önde gelenlerinden İkrime (Rahimehullâh) başta olmak üzere bazı müfessirler tarafından Duhân Sûresi’nin ilk beş âyeti zikredilmiştir.

  • Gecenin fazîletli bir gece oluşu; İmam Tirmizî, İbnü Mâce ve İmam Ahmed ibnü Hanbel (Rahimehumullâh)ın kaydettikleri, Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem)in, Şa‘bân ayının onbeşinci gecesi geldiğinde Cennetü’l-Baki kabristanına Allah Teâlâ’ya duâ için çıktığını ve kendisine, bu durumu soran Hazreti Âişe (Radıyallâhu Anhâ) validemize: “Bu gecede Allah Teâlâ’ Benî Kelb kabilesinin koyunlarının tüylerinin adedinden daha fazla kişiyi affeder.” şeklindeki cevabını ihtivâ eden hadîs-i şeriften açıkça anlaşılmaktadır.
  • Berâet Gecesinin af ve mağfiret gecesi olduğu, bir başka hadîs-i şerifte şöyle ifade buyrulmuştur: Şa’ban’ın yarı (onbeşinci) gecesi olduğu vakit, gecesinde ibadet için kalkınız, gündüzünde de oruç tutunuz. Zira Allah Teâlâ güneşin batışından itibaren rahmetiyle dünya semasına tecelli buyurur. Bağışlanmak isteyen yok mu? Onu bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu? Onu rızıklandırayım. Dertli yok mu? İstesin de derman vereyim şeklinde nida eder. Bu çağrı şafak sökünceye kadar devam eder.”

Ayrıca Berâet Gecesi, geceleriyle beraber gündüzleri de efdâl olan zaman dilimleri arasında zikredilmiştir. Kıblenin Mescid-i Aksâ’dan Kâbe-i Muazzama’ya çevrilişinin de Şa‘bân ayının ortasında gerçekleştiği rivâyet edilmektedir.

3-) Mukadderâtımızın Tayin Edildiği Mübârek Gece

Duhân Sûresi’nin ilk âyetlerinden yola çıkan müfessirler ve ulûmü’l-Kur’ân alanında eser vermiş olan ulemâ, bu âyet-i kerîmeleri Kur’ân-ı Kerîm’in Kadîr Gecesinde nâzil olduğunu beyân eden Kadîr Sûresi’nin âyet-i kerîmeleriyle birlikte tefsir ederek, Kur’ân-ı Kerîm’in biri toplu, diğeri ise tedricî şekilde iki tür nüzûlünün olduğunu; dünya semasına toplu hâlde indirilişinin (inzâl) Berâet Gecesinde, peyderpey indirilişinin (tenzîl) ise Kadir Gecesinde gerçekleştiğini beyân etmişlerdir.

Mahlûkatın bir sene boyunca; hayatta kalıp kalmayacağından, lütfedilecek olan nimetlere; dağıtılacak rızıklardan azîz veya zelîl olmak gibi dünyevî ve uhrevî ahvâline kadar her şeyin tayini Berâet Gecesinde gerçekleşir. Allah Te‘âlâ’nın ezelî ilminde zaten mevcut olan bu bilgiler, vazifelerine göre; rızıklara ait olan kısmı Mikâil (Aleyhisselâm)a, musibetlere ait olan kısmı, Azrâil (Aleyhisselâm)a, harp, zelzele gibi birtakım hâdiselere ait olan kısmı da Cebrâil (Aleyhisselâm)a olmak üzere, vazifelerini îfâ edecek olan müvekkel meleklere Berâet Gecesinde iletilir.

Bir kısmını zikretmeye çalışmış olduğumuz husûsiyetlerine binaen Berâet Gecesini ihyâ etmek hayatî bir önem kazanmaktadır. Bu gecenin asrı saâdetten itibaren ihyâ edilegeldiği, gerek Ashâb-ı Kirâm (Rıdvânullâhi Te‘âlâ Aleyhim Ecma‘în)den gelen rivayetlerden, gerekse de tâbiûn âlimlerinin âsârından açıkça anlaşılmaktadır.

4-) Selef-i Sâlihîn Bu Geceye Hürmet Etmiştir

(Selef-i Sâlihîn Özetle: Geçmiş Zamanlardaki Salih Alim İnsalara Denir.)

Berâet Gecesi, Şâm ulemâsı başta olmak üzere, İmam Mekhûl, Hâlid ibnü Ma‘dân ve Lokman ibnü Âmir (Rahimehumullâh) gibi, tâbiûnun büyük âlimleri tarafından önemle karşılanmıştır.

Bu mübârek gece âlem-i İslâm’ın muhtelif coğrafyalarında bulunan âlimler tarafından da kabulle karşılanmış ve onların bu geceyi koku sürünerek ve tütsülenerek mescidlere gidip kendilerini ibâdete vermek suretiyle ihyâ ettikleri belirtilmiştir. Meşhûr tarihçi Fâkihî’ye göre Berâet Gecesi Mekke-i Mükerreme’de de önem ve rağbetle karşılanmıştır.

Bu konuyla ilgili bir başka önemli kayıt da İmam Şâfiî (Rahimehullâh)ın “el-Ümm” adlı eserinde de yer alan, “Beş gece vardır ki, onlarda yapılan duâlar geri çevrilmez. Receb-i Şerîf’in ilk Cuma gecesi, Şa‘bân-ı Şerîf’in ortasında bulunan gece (Berâet Gecesi), Cuma gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı geceleridir.” şeklindeki kayıttır.

5-) Geceyi İhyâ Etme Yolları

  • Sene boyunca mükellef olduğumuz ibâdetlere gereken önemi vermeyip Müslümanlığı yalnızca belli zaman dilimlerine hasreden muvakkat kimselerden olunmamalı, ibâdetlerini daima yapan kimseler zümresine dâhil olmaya gayret edilmelidir. Şa‘bân ayı, oruçla özdeşleşmiş bir ay olduğundan bu ay içinde yer alan Berâet Gecesini oruçlu karşılayıp gündüzünü de oruçlu geçirmek ve muhasebemizi büyük bir ciddiyetle gerçekleştirip tevbe ve istiğfârı çokça yapıp geceyi yeni bir başlangıç vesilesi kılmak, gecenin mânâsına en uygun davranış olacaktır. Nitekim Peygamber Efendimiz (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: “Şüphesiz iman, sizden birisinin göğüs boşluğunda, elbisenin eskidiği/yıprandığı gibi eskir/yıpranır. Binaenaleyh Allah’tan imanınızı tecdîd etmesini dileyin.” Buna göre; imanın kalesi olan kelime-i tevhîd ile meşgul olmak ve imanı tecdîd etmek, geceyi müjdeleyen nassların lüzumuyla örtüşen bir tavır olacaktır.

Geceye erişmeden evvel yakınlarımızı gecenin fazîletlerinden haberdar etmek ve onlarla tebrikleşmek, hem sıla-i rahmi yerine getirmek hem de hatırlattığımız kimselerin geceyi ihyâ etmeleri durumunda, amellerinden hâsıl olacak sevaba hissedar olup ecirlerimizi artırmamızı sağlayacaktır.

  • Kur’ân-ı Kerîm tilâveti, evrâd-ezkâr ve duâ ile meşgul olup güzel temennîlerde bulunmak, bol miktarda salavât-ı şerîfe getirmek de geceyi ihyâ adına yapılabilecek temel amellerdendir. Sohbet meclislerinde bulunmak, gecenin gündüzünde kabristanlıkları ziyâret ederek dâr-ı bekaya irtihâl etmiş olan yakınlarımızı hatırlamak, fakir-fukarayı, öksüz ve yetimleri gözetmek, sadaka-i cariyeye özel bir önem verip maddî imkânlar elverdiği ölçüde tasaddukta bulunmak da bu gecenin bereketinden istifade etmeye vesile olacak amellerdendir.
  • Bu gece, dinimizin direği olan namaz konusuna özel bir ihtimam göstermek, namazları cemaatle kılmaya konusunda daha bir hassasiyet göstermek lazımdır. Kaza namazı borcu olanlar tarafından bu mübârek gece, bu namazların önemli bir kısmını kaza etme açısından ciddi bir fırsata dönüştürülmelidir. Fezâil-i âmâle dair kaleme alınmış müstakil eserlerde bu geceye mahsus birtakım duâ, ibâdet ve terkiplerden bahsedilmektedir ki, münhasıran kaza namazı borcu olmayanların bu gibi hususî amellere yönelmeleri kendilerini kazançlı kılacaktır.

6-) Bu Gecedeki Umumî Aftan Mahrum Kalacak Olanlar (önemli)

  • Allah Te‘âlâ’nın rahmetinden ümidi kesmek, en büyük günahlardan hatta iman nimetini yitirme sebeplerinden sayılmıştır. Allah Te‘âlâ: “(Habîbim!) De ki: ‘Duanız (ve ibadetiniz) olmasaydı, Rabbim sizi ne yapsın? / Rabbim size niye değer versin?” buyurarak duâdan geri durmamamız gerektiğini emretmektedir. Allah Te‘âlâ’dan ümit kesmemek, günahlara pervasızca devam etmeyi uygun gören anlayışla da bağdaşmaz. Berâet Gecesi, af kapılarının ardına kadar açıldığı bir gece olmasına karşın, umumî affın kapsamı dışında bırakılacak birtakım zümreler de yok değildir.
  • Fazîletli gün ve gecelere dair kaleme alınmış müstakil eserlerde Berâet Gecesinde af kapsamı dışında kalacak zümreler arasında, zulmün ve günahların en büyüğü olan şirke düşenler en başta zikredilmiştir. Kin tutanlar, zinaya devam edenler, sıla-i rahmi kesenler, yol kesen eşkıyalar, ana ve babalarına asi olanlar, bir mü’mini kasten öldürenler ve büyücüler; bu günahlarından tevbe edip de hâllerini düzeltmedikçe bu gecedeki umumî aftan mahrum kalacak zümreye dâhil olanlar arasında sayılmışlardır.[24]

Allah Te‘âlâ bu mübarek gecede Ümmet-i Muhammed’e (Sallâllâhu Aleyhi ve Sellemdünyada zulüm ve her türlü kötü hallerden kurtuluşu, âhirette de cehennemden kurtuluş beratlarımızı ihsân eylesin! İNŞALLAH AMİN.

 

 

Kaynak: “İsmailağa Câmiâsının Resmî İnternet Sitesi” Buraya TIKLAYARAK Yazının Adresine ulaşabilirsiniz.

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ